Fehmi Koru: Herkesin aklı seçimde kimin kazanacağında, “Ben kazanırım” diyenlerin sayısı fazlalaşıyor

Fehmi Koru*

Cuma namazından çıktığımda yanıma yaklaşan iki genç, selam-sabahtan sonra, “Siz bilirsiniz diye soruyoruz” açılış cümlesinin ardından, başka ortamlarda da karşılaştığım malum soruyu yöneltti.

“Seçimin sonucu ne olur?” sorusunu…

Hasan Cemal’e, onun bulunduğu ortamlarda, daha doğrudan, “Söyle abi Allah aşkına, Reis bu sefer gidici mi?” diye soruyorlarmış…

Bana yöneltilen bu ve benzeri sorulara, “Sizler daha iyi bilirsiniz; sonucu sizlerin vereceğiniz oy belirleyecek çünkü; söyleyin bakalım, bu seçimde de daha önce tercih ettiğiniz partiye mi oy vereceksiniz?” karşı sorusuyla cevap veriyorum.

Kamuoyu yoklamalarında da, kanaat açıklayanların daha önce hangi partiye oy verdikleri ayrıntısına öncelikle göz atıyorum.

Yarım yüzyılı aşan bir süre boyunca seçimleri mümkün olduğu kadar yakından izlemekteyim. Genel izlenimim şudur: Seçimlere aday olarak katılanlar veya sandık için yarışan partilerin yönetici kadroları ile adaylık ilişkisi bulunmayan veya oy vereceği partinin gözü kapalı taraftarı olmayanların seçimle ilgili tahminleri arasında farklar vardır.

Turgut Özal’ın Necmettin Erbakan liderliğindeki Milli Selamet Partisi’nden milletvekili adayı olduğu 1977 seçimi ilk çok yakından izlediğim seçimdir. Turgut Özal ve onun kazanmasını sağlamak için koşarak İzmir’e gelmiş Devlet Planlama Teşkilatı’ndan eski mesai arkadaşları -bürokratlar- sandıktan çıkacak sonuçtan çok emindiler…

Özal o gece tebrikleri kabul etmekteydi.

Kendisi MSP’nin İzmir’den bir değil çok daha fazla milletvekili çıkaracağı tahmininde bulunmuştu o gece.

Ertesi gün kampanya merkezinde büyük hayal kırıklığı yaşandı.

Sonraki her seçimde benzer sahneleri müşahade ettim.

Güncel bir haber: Adlarını günlük olayları izlerken hiç işitmediğim 10 parti, ‘Türkiye İttifakı’ adıyla bir araya gelmiş ve kendi cumhurbaşkanı adaylarını belirlemiş…

Türkiye İttifakı şu partilerden oluşuyormuş: Anadolu Birliği Partisi, Bağımsız Cumhuriyet Partisi, Osmanlı Partisi, Teknoloji ve Kalkınma Partisi, Vatanseverler Partisi, Yeni Anavatan Partisi, Yeni Yol Partisi…

Aday olarak belirledikleri kişi 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın oğlu Ahmet Özal…

Yukarıda aktardığım MSP adaylık süreci içerisinde, o sırada ABD’de eğitim gören Ahmet Özal da, bir ara, babasının seçim çalışmalarını gözlemlemek amacıyla İzmir’e gelmişti.

O da o zaman hayal kırıklığı yaşamış olmalı.

Babasının görev süresi dolmadan vefat etmesini kabullenememişti Ahmet Özal. 2000 yılında yapılan cumhurbaşkanlığı seçiminde, o sırada Malatya’dan milletvekili olarak yer aldığı TBMM’de, aday gösterildiği takdirde, cumhurbaşkanı seçilebileceğini düşündüğünü, kendisinden dinlediğim için biliyorum.

Demek ki adaylık ona şimdi nasip olacak.

Herhalde arkasında bulunan 10 parti sayesinde seçilebileceğini düşünüyordur.

Aday olan ve olacak herkes öyle düşünür çünkü.

Seçilemeyeceğini düşünse aday olur mu insan?

Zafer Partisi’nin öncülüğünde ‘Ata İttifakı’ adıyla bir grup oluştuğunu ve o grubun da kamuoyunun MHP saflarında bulunduğu günlerinden tanıdığı Sinan Oğan’ı aday göstermeye hazırlandığını, aday adayının çıktığı bir televizyon programındaki iddialı açıklamasından öğrendim.

“Ayağı yere basan bir siyasetçiyim” diyen Sinan Oğan o programda şunu söylemiş: “Kılıçdaroğlu sürece yüzde 20 ile başladı ve şu an yüzde 40’larda; biz de yüzde 16’larda görünüyoruz. Kazanacağımızı, ikinci tura kalacağımızı düşünüyorum.”

İkinci tur hesabı yapan bir başka isim, bir önceki -2018- seçime CHP’nin cumhurbaşkanı adayı olarak katılan, şimdinin Memleket Partisi genel başkanı Muharrem İnce… Katıldığı bir TV programında, vaktiyle içinde yer aldığı, kendisini cumhurbaşkanı adayı göstermiş CHP’nin lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun sandıktan ikinci tura kalarak çıkması durumunda ne yapacağını açıklamış Muharrem İnce…

“Kılıçdaroğlu ikinci tura kalırsa parti olarak tabii ki onu destekleriz” demiş…

“Ama ikinci tura ben kalırsam onlardan da ben destek beklerim” cümlesini de ekleyerek…

Meral Akşener de, bir önceki -2018- seçimde, seçilebileceği iddiasıyla, cumhurbaşkanlığına aday olmuştu.

Bir önceki -2018- seçimde, henüz iktidara şimdiki kadar yakın durmazken, Vatan Partisi genel başkanı Doğu Perinçek de cumhurbaşkanı adayı olarak seçmen karşısına çıkmıştı.

Seçilebileceğini düşündüğüne inanabilirsiniz.

Vatan Partisi lideri, yakın durduğu AK Parti’nin Cumhur İttifakı saflarına HÜDA-Par partisini de almasından mutlu görünmüyor.

Bakarsınız, o da gereken sayıda imzayı toplamış ve bu defa da aday oluvermiş…

Rekor sayıda -119 adet- partisi olan ve yine rekor sayıda -36 adet- partinin Yüksek Seçim Kurulu (YSK) tarafından seçime katılabileceği ilan edilmiş bir ülke Türkiye. Cumhurbaşkanlığı seçiminde de rekor sayıda aday çıkması kimseyi şaşırtmamalı.

Yeter ki, kendisinin aday olmasını isteyenlerden 100 bin imza toplayabilsin, bunu yapabilen herkes cumhurbaşkanı adayı olabiliyor ülkemizde.

Her imza verenin sandık başına gittiğinde adaylığını desteklediği kişi için oy kullanması gerekmiyor.

[Doğu Perinçek 100 bin imzayla aday olduğu 2018 seçiminde yurt içi ve dışından 100 binin altında oy alabilmişti. Perinçek’in toplam oyu 98.955’de kalmıştı; bu da genel oyların binde 2’sini teşkil etmekteydi.]

Muharrem İnce CHP adayı olarak katıldığı aynı -2018- seçimde, henüz Türkiye’nin yarısında bile oyların sayılması tamamlanmamışken, “Adam kazandı” beklentisini paylaşarak, o sırada kendisinin kazanabileceği yolunda yorum yapanları ters köşeye yatırmıştı.

Bakalım iki ay sonra yapılacak seçimde nelerle karşılaşılacak?

*Bu yazı fehmikoru.com adresinden aynen alınmıştır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir